İşverenin yıllık ücretli izne ayrılan işçiye izin dönemine ilişkin ücretini izne başlamadan önce ödememesi, uygulamada uzun süre tartışmalı kalmış bir konuydu. Bölge adliye mahkemeleri arasında birbirine zıt kararlar veriliyor; kimi daireler bu durumu haklı fesih sebebi sayarken kimi daireler işçinin ayrıca talepte bulunmadığı gerekçesiyle feshi haksız kabul ediyordu. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 10.03.2025 tarihli kararı bu görüş ayrılığını gidermiştir.
Kanuni Dayanak: İş Kanunu m. 57
4857 sayılı İş Kanunu’nun 57. maddesinin birinci fıkrası şu düzenlemeyi içerir: işveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır.
Hüküm, ödemenin izin süresi içinde veya izin dönüşünde yapılmasına imkân tanımaz. Ödeme, izne başlama anından önce gerçekleşmiş olmalıdır. Maddenin devamında, izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin de ayrıca ödeneceği düzenlenmiştir.
Yargıtay 9. HD’nin 10.03.2025 Tarihli Kararı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 10.03.2025 tarihli ve 2025/2024 E., 2025/2487 K. sayılı kararı, olağan bir temyiz incelemesi sonucu verilmiş bir karar değildir. Karar, 5235 sayılı Kanun’un 35/3 hükmü uyarınca bölge adliye mahkemesi daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi yoluyla verilmiştir. Bu yol, aynı konuda kesin nitelikte birbirine aykırı kararlar veren daireler arasındaki içtihat farklılığını gidermeye hizmet eder.
Başvuruya konu iki karar şöyledir:
- İzmir BAM 15. Hukuk Dairesi (22.04.2021, 2021/310 E., 2021/736 K.): İzin ücreti peşin ödenmeden izne çıkarılan ve iznin son günü sözleşmesini fesheden işçinin feshini haklı saymış, kıdem tazminatına hükmeden ilk derece kararını onamıştır. İşveren savunmasında, memurlar ve gazeteciler dışında hiçbir işyerinde izin ücretinin peşin ödenmesi uygulaması bulunmadığını ileri sürmüştür.
- İzmir BAM 9. Hukuk Dairesi (22.03.2024, 2022/1708 E., 2024/758 K.): İşçinin izin talebinde ayrıca izin ücretinin ödenmesini istemediği gerekçesiyle feshi haksız saymıştır. Bu daire, (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 03.12.2019 tarihli ve 2016/24594 E., 2019/22240 K. sayılı kararına dayanmıştır. Aynı olayda işveren, davacıya kanunen hak ettiğinden fazla — kırk dokuz gün — izin kullandırdığını savunmuştur.
Yargıtay, uyuşmazlığı 15. Hukuk Dairesinin görüşü doğrultusunda gidermiştir.
Kararın Gerekçesi: Mutlak Emredici Nitelik
Yargıtay, İş Kanunu m. 57/1 ile Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 21/2. maddesini birlikte değerlendirmiştir. Yönetmelik hükmü, izin dönemine ilişkin ücret ile ödenmesi bu döneme rastlayan diğer ücret ve ücret niteliğindeki hakların izine başlamadan önce peşin verilmesi veya avans olarak ödenmesi zorunluluğunu ayrıca düzenler.
Daire, bu düzenlemenin mutlak emredici nitelikte olduğunu ve bunun için işçinin ayrıca izin ücretinin ödenmesi hususunda talepte bulunmasına gerek bulunmadığını tespit etmiştir. Böylece “işçi talep etmedi” savunmasına dayanan yorum terk edilmiştir.
Kararın en dikkat çekici gerekçesi, iki farklı emredicilik derecesi arasında kurduğu ayrımdır: yıllık izin süresini düzenleyen m. 53 nispi emredici, izin ücretinin peşin ödenmesini düzenleyen m. 57 ise mutlak emredici niteliktedir. Bu nedenle işçiye m. 53’e göre hak kazandığı izin süresinin üstünde izin kullandırılmış olması, m. 57’deki peşin ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İşçi lehine olan bir uygulama, başka bir hükümdeki emredici yükümlülüğün yerine geçmez.
Hangi Fesih Sebebine Dayanılır?
Peşin ödeme yapılmaksızın izne çıkarılan işçinin iş sözleşmesini feshetmesi hâlinde, fesih İş Kanunu’nun 24. maddesinin ikinci fıkrasının şu bentlerine dayandırılır:
- m. 24/II-(e): İşveren tarafından işçinin ücretinin kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmemesi ya da ödenmemesi.
- m. 24/II-(f): Çalışma şartlarının uygulanmaması.
Haklı nedenle yapılan bu fesih, işçinin Bursa Kıdem ve İhbar Tazminatı yazımızda ayrıntılandırdığımız üzere kıdem tazminatına hak kazanması sonucunu doğurur. Buna karşılık fesih işçi tarafından yapıldığından ihbar tazminatı talep edilemez.
Fesih Hakkının Kullanılma Süresi
İş Kanunu’nun 26. maddesine göre haklı nedenle derhal fesih hakkı, diğer tarafın bu davranışta bulunduğunu öğrenen tarafın öğrendiği günden itibaren altı iş günü ve her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra kullanılamaz.
Bu husus, yukarıda incelenen uyuşmazlığın giderilmesi kararının kapsamı dışındadır; karara konu her iki olayda da fesih izin süresi içinde veya iznin son günü yapıldığından süre tartışması doğmamıştır. Buna karşılık ücret alacakları bakımından Yargıtay’ın yerleşik uygulaması, ödememe hâlini mütemadi (süregelen) bir ihlal olarak kabul etmektedir. Bu uygulamaya göre:
- Ödeme yapılmadığı sürece altı iş günlük süre işlemeye başlamaz; işçi bu süre boyunca her an fesih hakkını kullanabilir.
- Süre, ücretin geç de olsa fiilen ödendiği anda başlar. Ödemeden itibaren altı iş günü içinde fesih yapılmazsa hak kullanılmamış sayılır.
Bu ayrım, uygulamada sıklıkla gözden kaçan bir noktadır. İzin ücreti izin dönüşünde ödenmişse, işçinin fesih hakkı sona ermiş olmaz; ödeme tarihinden itibaren altı iş günlük süre içinde fesih yapılabilir. Sürenin iş günü üzerinden hesaplandığına, hafta tatili ve genel tatil günlerinin süreye dâhil edilmediğine dikkat edilmelidir.
İşveren Açısından
Kararın işveren tarafındaki karşılığı, izin ödemelerine ilişkin uygulamanın gözden geçirilmesi gerekliliğidir. Uygulamada dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:
- Ödemenin izne başlama tarihinden önce yapılması ve ödeme tarihinin belgelenmesi.
- Bordroda ve banka açıklamasında ödemenin niteliğinin açıkça gösterilmesi; uygulamada “izin avansı” ibaresi kullanılmaktadır.
- Yıllık izin defteri ve izin talep formlarının, ödeme belgeleriyle birlikte özlük dosyasında saklanması.
- Fazla izin kullandırılmasının bu yükümlülüğü ortadan kaldırmadığının gözetilmesi.
İdari yaptırım boyutunda bir ayrıma dikkat edilmelidir. İş Kanunu’nun 103. maddesi, izin ücretinin 57. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen usule aykırı ödenmesi veya eksik ödenmesi hâlleri ile yıllık iznin usulsüz bölünmesi ve hak edilmiş iznin ücretinin sözleşme sona erdiğinde ödenmemesi hâllerini idari para cezasına bağlamıştır. Peşin ödeme yükümlülüğünü düzenleyen 57/1 hükmü, 103. maddede sayılan hâller arasında açıkça yer almamaktadır. Yargıtay kararında 103. maddeye yapılan atıf, yükümlülüğün mutlak emredici niteliğini ortaya koymaya yöneliktir.
Sıkça Sorulan Sorular
İzin ücretimin peşin ödenmesini talep etmemiştim, yine de haklı fesih yapabilir miyim?
Evet. Yargıtay, m. 57’deki yükümlülüğü mutlak emredici saymış ve işçinin ayrıca talepte bulunmasına gerek olmadığını belirtmiştir. Yükümlülük işveren tarafından kendiliğinden yerine getirilmelidir.
İzin ücreti izin dönüşünde ödendi. Fesih hakkım düştü mü?
Hayır. Ücretin ödenmemesi süregelen bir ihlal sayıldığından altı iş günlük süre ödeme yapılana kadar işlemez. Süre, ücretin fiilen ödendiği anda başlar; bu tarihten itibaren altı iş günü içinde fesih yapılabilir.
İşveren bana hak ettiğimden fazla izin kullandırdı. Bu durum feshimi haksız kılar mı?
Hayır. Karara konu olayda işveren tam da bu savunmayı ileri sürmüş, Yargıtay fazla izin kullandırılmasının peşin ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı sonucuna varmıştır.
Haklı fesih hâlinde hangi tazminatlara hak kazanılır?
İşçi kıdem tazminatına hak kazanır. Fesih işçi tarafından yapıldığından ihbar tazminatı talep edilemez. Ödenmemiş izin ücreti ile Fazla Mesai Alacağı yazımızda ele aldığımız fazla çalışma alacakları ve diğer işçilik alacakları ayrıca talep edilebilir.
Bu karar tüm mahkemeler için bağlayıcı mı?
Karar, 5235 sayılı Kanun’un 35/3 hükmü uyarınca bölge adliye mahkemesi daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla verilmiştir ve kesindir. Kararın bir örneğinin bölge adliye mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesine karar verilmiş olup, aynı konuda farklı yönde kararlar verilmesi beklenmemektedir.
Fesihten önce arabulucuya başvurmak gerekir mi?
Fesih tek taraflı bir irade beyanıdır ve arabuluculuk şartına tabi değildir. Buna karşılık fesih sonrasında kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları için dava açılabilmesi, 7036 sayılı Kanun uyarınca Arabuluculuk yazımızda açıkladığımız üzere arabulucuya başvurulmuş olmasına bağlıdır.
İlgili Yazılarımız
- Bursa İş Hukuku Avukatı — iş hukuku uyuşmazlıklarının genel çerçevesi, arabuluculuk ve dava süreci
- Bursa İşe İade Davası Avukatı — geçersiz fesih hâlinde işe iade, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı
- Bursa Kıdem ve İhbar Tazminatı — kıdem ve ihbar tazminatının şartları ve hesaplanması
- Fazla Mesai Alacağı — fazla çalışma ücretinin hesaplanması ve ispatı
- Arabuluculuk — dava şartı arabuluculuk süreci
Hukuki Danışmanlık
Haklı nedenle fesihte sürenin doğru hesaplanması ve fesih bildiriminin dayandığı sebebin açıkça gösterilmesi, sonraki aşamada açılacak davanın sonucunu doğrudan etkiler. Bu yazıdaki bilgiler genel niteliktedir ve somut olaya ilişkin hukuki değerlendirme yerine geçmez.
İlbaş & Bükücü Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, Bursa Osmangazi’de faaliyet göstermekte olup iş hukuku uyuşmazlıklarında işçi ve işveren tarafında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir. Bilgi ve iletişim için: 0 542 408 15 78


(2) Comments